Çocuklardan öğreneceğin 3 kişisel gelişim dersi 📋

Bireysel olarak çalıştığım bir danışanım kendi dönüşümünden o kadar heyecan duyuyordu ki, bildiklerini hemen çocukları ile de paylaşmak istiyordu.
"Sevil onlarla nasıl konuşmalıyım, nereden başlayayım?" diye sorduğunda, verdiğim cevap onu hem şaşırttı hem de gülümsetti:
"Sen onların yanlış şeyler öğrenmesine aracılık etme yeter. Onlar senden çok daha iyi biliyor. Onlar daha yeni geldiler kaynaktan. Hiçbir çocuk yoktur ki bebek haliyle, "Ben sevilmiyorum", "Ben değerli değilim" ya da "Ben parayı hak etmiyorum", "Para sınırlıdır" desin. Bunların hepsi sonradan öğrendiğimiz şeyler. Sen onların içlerindeki gücü unutmamaları için çaba sarf et ve yanlış örnek olma yeter."

Bu hafta gel biz çocuklardan öğrenelim. Onlar için çok doğal olan ama bizlerin yıllar içinde unuttuğu bazı temel alışkanlıklarla yaratım gücümüzü çok daha etkili kullanabiliriz.

1- Seni üzen konuda takılı kalma
Kaç kere çocukların bir konuda ağlayıp, sızlanıp ama 5 dakika sonrasında başka bir konuya yönelip "mutlu" hallerine geri döndüklerini gördün?
Büyüdükçe problemimiz bizi üzen konulardan çok o konulara takılmaktan, saatlerce oraya odaklanmaya devam etmekten geliyor.
Bu hafta bu madde kulağına küpe olsun:
Üzüldüğünü fark ettiğinde, çocuk olmayı hatırla ve hemen seni mutlu eden şeylere odaklanıp gülümsemeye başla. Bu odak değiştirmeyi yapıp birkaç dakika yeni enerjinde kalırsan, göreceksin ki güzel ve daha yüksek enerjili şeyler seni çok daha kolay bulacak.

2- Yeni şeyler denemekten korkma
Çocuklar yeni şeylere, heyecanla merakla ilgiyle bakarlar. Onlar korkuya değil o yeniliğe, keşfetmeye odaklıdırlar.
Bu hafta her korku hissettiğin anda sor kendine:
"Korkuyu öğrenmeseydim, bir çocuk merakıyla bu konuya nasıl bakardım? Şimdi ne yapardım?"

3- Eğlen
Büyüdükçe en çok unuttuğumuz şey "eğlenmek". Sorumluluklar, yapmak zorunda oldukların... 
Ama çekim yasasının en temel kuralını hatırlayalım mı?
"İstediğini değil, olduğunu çekersin."
Şimdi isteklerini bir düşün. Onlar olduğunda nasıl hissetmek istiyorsun? Nasıl biri olmayı? Mutlu olmayı, eğlenmeyi istiyorsun öyle değil mi?
O zaman bugün eğlenmeye izin vermelisin ki, eğleneceğin fırsatları hayatına çek.

Enerjin düştüğünde hızlıca odağını değiştir, korkudan çok merak etme ve deneme enerjini kullan, ve tabiki eğlen!
Sen bu maddelerden hangisini daha çok sevdin ve bu hafta uygulamayı seçiyorsun, paylaş lütfen;)

En Yüksek Potansiyelini deneyimlemek; İçindeki Enerjini Keşfetmek ve Sınırsız Yaşamak istiyor musun? 
Danışanıma söylediğim gibi aslında özümüz doğruyu biliyor fakat büyürken oluşan blokajlar, yanlış öğrendiklerimiz sebebiyle şu anda daha "sınırlı" yaşıyoruz.

Çakralarındaki blokajları açmak, içindeki uyuyan kundalini (farkındalık, yaratım) enerjisini kullanmaya başlamak için seni de Çakralar: Enerjini Keşfet ve Sınırsız Yaşa Workshopuna bekliyoruz.
3 Temmuz'da başlayacak olan workshopla ilgili bilgilere aşağıdan ulaşıp kayıt olabilirsin. 
Workshopa kayıt olmak için tıkla 
*Katılımcı sayısı sınırlı. Kendini seç ve workshopta buluşalım.

3 Adımda daha cesaretli SEN💥

Senden birşey hayal etmeni istesem, yapabilir misin?
"Çocukken sana hep "cesur olman", "isteklerini takip etmen", "düşmekten korkmaman"" öğretilseydi, sence bugün nasıl bir SEN olurdun?
Ya da,
"Negatif hikayeler anlatılmasaydı, korku, tehlikeler öğretilmeseydi", nasıl biri olurdun?

Bugün senden çok uzaklara bakmanı istemiyorum, sadece içine dönmeni, içindeki gücü hatırlamanı ve kendi doğrularını dinlemeye başlamanı istiyorum.
İçindeki sesi dinlediğinde "korkuna rağmen" adım atabilirsin. 
İçindeki sesi dinlediğinde "alışılmışın dışında" davranıp, olağandışı bir hayat yaşayabilirsin.
İçindeki sesi dinlediğinde "olmak için geldiğin" o muhteşem SEN olabilirsin.

Peki içindeki sesi dinleyerek nasıl daha cesur olabilirsin?

1- Evren ile "BİR" olduğunu hatırla
Evren ile birlikte olduğunu ve onun hep senin yanında olduğunu unuttuğun zaman korkarsın.
A Course in Miracles'ta da söylendiği gibi;
"Korku, kendi gücüne dayandığının işaretidir."
Korktuğun anlarda fark et; aslında, herşeyi kendi başına yapmaya çalıştığın için, bütün detayları kontrol etmeye çalıştığın için korkuyorsun.
Hatta bu sabah aklından geçen korkuları bir düşün şimdi. O anlarda Evren ile bir olduğunun farkında mıydın? ;) Değildin, öyle değil mi? Şimdi tekrar hatırla:
Sen ve Evren "bir"siniz!

2- Negatif kodlanmaları unut
Şu anda, senden bir telefon numarası söylemeni istesem, kimin numarası aklına gelir?
........
Neden?
Çünkü en sık o numarayı aradığın için öyle değil mi? En sık o numarayı hatırladığın, düşündüğün için.

"Aman dikkat et", "Bunu yaparsan başına .... gelir", "Ya ...... olursa"...
Risk almak, ya da adım atmak istediğin anlarda aklına ilk gelen düşünceler sadece sen hep bunları duyduğun, düşündüğün için o anda ilk olarak otomatik aklına geliyor. 

Korku, sadece bir "düşünce". 
Ve sana açık konuşacağım. 
Eğer çocukken hep negatif senaryoları düşünen, hep korkularını yansıtan ebeveynlerle dolu bir ortamda büyüdüysen, aklına ilk olarak bunların gelmesi çok normal. 

Peki bunu nasıl değiştirebiliriz?
Zaman makinesini icat edip de geçmişteki bütün böyle anıları tek tek değiştirmek zorunda değilsin.
Kendine  sor:
"Daha cesur yetiştirilmiş olsaydım bu durumda hangi adımı atmayı seçerdim?"
"Eğer bundan korkmasaydım, şu anda ne yapardım?"


Bu sorulara verdiğin cevaplar içsel rehberinin yani gerçek senin sesi. 
En büyük gücün şu anda yeniden seçim yapabilmek.
İç sesini takip etmeyi seçiyor musun?

3- Kendini küçültmeyi bırak
Bu cümleyi okuduğunda ne demek istediğimi çok iyi anlıyorsun!
-Olduğundan daha az olmaya çalışma.
-Ortama uyum sağlamak için kendini azaltma.
-Kendinden olduğundan daha azını bekleme.
Sen çok büyük şeyler yapmaya geldin ve senin büyük oynaman çevrendekilere de ışıldama ve büyük oynama iznini verecek.
İçindeki sesin şu anda sana yap dediği 3 şeyi yazarak başla:
-
-
-
"Nasıl olacak" sorusunu ya da onlarla ilgili korkuları düşünmeden önce sadece yaz.
Sonra da ilk 2 maddeyi tekrar oku;)
Okudun mu? 
Güzel:)
Şimdi benimle paylaş, bu hafta hangisini yapacaksın? Lütfen aşağıdan paylaş, heyecanla bekliyorum.

Çok büyük şeyler yapabileceğine inandığın ama kim olduğunu, cesaretini unutmuş ve hatırlamaya ihtiyacı olan arkadaşların var mı? Bülteni aşağıdaki sosyal medya paylaşım butonlarına tıklayarak paylaşabilirsin. Burada olduğun ve kendin için adımlar attığın için cesaretini kutluyorum!


Sat Nam,
Sevil

Sevil ile İstediğin Hayatı Yarat

İsteklerine ulaşacağından nasıl emin olabilirsin? 👀

İsteğim gerçekleşecek mi?” 
İster kart çekimlerinde, ister Akaşik Kayıt Okuma seanslarında olsun, en çok duyduğum sorudur.
Bu soru sadece bana sorduğun bir soru değil biliyorum. Bazen şüpheye düşüyorsun, kendi kendine düşünürken de aklından geçiyor;“Acaba isteğim gerçekleşecek mi?”
 
Bu sorunun cevabı: Hem Evet, Hem Hayır :)
Neden mi?
Hep unuttuğumuz birşey var: Geleceğin taşın üstüne yazılmadı. Değiştirilemez değil! Ve sen geleceğini her saniye yaratmaya devam ediyorsun.
Her an yaptığın ya da yapmadığın seçimlerle; ya isteklerine yaklaşıyorsun ya da onlardan uzaklaşıyorsun.
 
Öyleyse, “İsteğim gerçekleşecek mi?” sorusunun cevabı; “Sen sana düşenleri yaparsan; EVET”.
Çünkü, isteğinin gerçekleşmesini yaratan SENSİN.

 
Aşağıdaki 3 maddeyi gerçekleştirdiğin sürece, isteğinin gerçekleşeceğinden emin olabilirsin!
Bu 3 madde benim de checklistim. Yani ne zaman yeni bir yaratım üzerinde çalışıyorsam ve ne zaman “Acaba gerçekleşecek mi?”sorusu zihnimde belirse, bu 3'ünde ne durumda olduğuma bakıyorum. Eğer 3’ünde de kendime verdiğim cevap “Evet” ise, isteğimin gerçekleşeceğini biliyorum!
 
Peki; isteklerinin gerçekleşmesi için sana düşen 3 madde ne?
1-“İSTEMEK”
Özgür iraden olmasını seçerek geldin bu dünyaya. Sen seçmek, sen karar vermek istedin. Kararsız kaldığın her an, şüphe duyduğun her an, istemediğin şeyleri söyleyip, şikayet etmeyi bırakmadığın her an, her türlü detayı kontrol etmeye çalışıp karar veremediğin her an; bir sürü şey yapıyorsun ama ya istemiyorsun ya da istemediklerini Evren’e sipariş olarak gönderiyorsun.
Araba senin altında. O arabanın gideceği yeri Navigasyona girecek olan sensin. 
Navigasyona gitmek istediğin yeri girdin mi?
 
2-“İSTEĞİNİN ENERJİSİYLE HİZALI OLMAK”
En çok zorlanılan madde.
Dış dünya sürekli sana ödemelerini hatırlatırken kendini zengin hissetmek, ya da başka çiftleri görüp herşey sana yalnız olduğunu ispatlamaya çalışırken kendini sevildiğine ve aşka ait hissetmek ya da bulunduğun şartlar zorluk, huzursuzluk, stres yayarken kendini güvende ve huzurlu hissetmek.
Ama başka yolu yok!
Eğer çekim yasasından yararlanarak istediğin hayatı yaratmak istiyorsan; sen isteklerini sana çekmeyeceksin, sen isteklerinin enerjisine çıkacaksın! Bunu düzenli olarak yapıp isteklerine ait olmaya başladığında onlar da sana ait olacak.
 
3-“BÜTÜN YOLU BİLMEDEN ADIM ATMAK”
Uzun yola çıkacağın zaman bütün geçeceğin sokakların caddelerin adını çıkartmıyorsun, öyle değil mi? İlk mola vereceğin yeri düşünüyor ve arabayı yola çıkartıyorsun. 
Evren ile yaratımda yapman gereken de; arabayı yola çıkartmak ve o yolda gitmeye devam etmek. Yolu ayarlayan, yoldaki şartları belirleyen o. “Doğru adım”a takılma. Çünkü “yanlış adım” yok;) Evren’in işareti olan adımı kaçırsan bile o tekrar navigasyonu düzenleyerek seni isteklerine ulaştıracak yola çıkaracak. Ama tıpkı navigasyonun çalışması için senin yolda olman gerektiği gibi, Evrenin seni isteklerine ulaştırabilmesi için senin de düzenli adımlar atman gerekiyor!
 
***“ASLA VE ASLA BIRAKMAMAK”
Buna bir rakam vermedim çünkü bunu bir sıraya koymam imkansız. 
Belki şu anda baktığında 3 maddedeki durumuna da “Hayır” dedin ya da iki tanesi “Evet” ama biri “Hayır”. 
Eğer bu yıldızlı madde “Evet” ise, yani “Asla ve asla bırakmayan” = SEN isen, sana şunu söyleyebilirim ki, İstediğin Hayatı Yaratacaksın!

Bu maddelerde şu anda ne durumdasın? 3'ü de Evet mi? ;)
 
“Sevil bunu 1 sayfada anlatabiliyorsan, bu kadar kolaysa niye herkes istediği hayatı yaşamıyor?” diye sorabilirsin. Ben de ilk çekim yasasını anlamaya başladığımda bunu sorgulamıştım:) “Çok kolay ki, doğru olamaz!”:)
Sana açık olacağım; “Maddeler kolay, uygulaması ise çok zor”
Çünkü Çekim Yasası içsel dönüşüm ile dışarıyı değiştirmek üzerine kurulu. Dış dünya tersini gösterirken içeriyi değiştirmek ise; netlik, destek ve süreklilik gerektiriyor.  

Bu noktada biliyordum, sana yardımcı olmak için bana da bir görev düşüyor.
İşte böylece Yaratım Kursu doğdu!
Kendime sordum:
“İstediğin Hayatı Yaratmakta;

*senin nasıl sürekli olarak yolda devam etmene yardımcı olabilirim, 
*nasıl doğru egzersizleri basit ve uygulanabilir olarak verebilirim, 
*nasıl yaratım gücünü isteklerini yaratmakta kullanmayı öğretirken destek enerjisini hissetmeni sağlayabilirim”.
Ve 3 yılın sonunda, bu sorular beni, grup koçluk programım olanYaratım Kursu’nu yaratmaya yönlendirdi!
Eğer sen de yaratım gücünü en etkin şekilde kullanmayı öğrenmek ve İstediğin Hayatı Yaratmak istiyorsan Yaratım Kursu’na bekliyoruz!

(Kayıt için son 5 gün; bilgi ve kayıt için tıkla)

Geçmiş Bütün Bültenlerin Arşivine aşağıdan ulaşabilirsiniz. Keyifli izlemeler!

🏆 Kazanan mısın, Bırakan mı?

Hayallerin mi var?
Aşk, Para, Özgürlük, Kariyer bunların hayatında tatmin edici seviyede olmasını mı istiyorsun?
HEPSİ GERÇEĞİN OLABİLİR!
Ve bunu gerçek yapacak olan “SENSİN”. 
O yüzden buradasın!
O yüzden hayatını birisi gelip değiştirsin diye beklemek yerine, gücünü eline alıp kullanmaya karar verdin!
Peki hayallerini gerçekleştirme sürecinde taşıman gereken en önemli karakter özelliği ne?
 
Hayran olduğun, sana ilham veren, hayatta gerçekten başarılı olmuş kişilere baktığında, ne görüyorsun?
Hiç zorlanmamışlar mı? 
Yoksa, o zorlanmalardan “daha da güçlü” mü çıkmışlar?
 
Hayatı iki şekilde yaşayabilirsin:
-“Quitter” yani “BIRAKAN” biri olarak, ya da “Winner” yani “KAZANAN” biri olarak!
Çünkü hangisini seçersen seç, HAKLI ÇIKACAKSIN!
 
Önce bir noktada anlaşalım:
Kazanan ya da bırakan olmak, doğuştan gelen bir özellik değildir.
Öğrenilen, öğretilen ya da geliştirilen bir düşünce kalıbı yani bir
“seçim”dir.
KAZANAN olmaya hazır mısın?
 
O zaman KAZANAN olmayı seçmiş SEN neler yapar neler yapmaz onu konuşalım mı? :)
 
1) Bırakan kişi hayatı bırakmak üzerine yaşar. O hayalleri için uğraşsa bile, hep bir taraftan “bırakma” ihtimalini tartar. 
Kazanan olmayı seçmiş kişi ise, “kazanmanın yollarını” aramakla meşgüldür. 
Kazanan olmak istiyorsan, “BIRAKMA” kelimesini lugatından, düşüncelerinden, opsiyonlarından çıkart!
 
2) Bırakan kişi her olumsuzlukta karalar bağlar, hayatın ona karşı çalıştığını düşünür, hep yolda önüne çıkmış olan tümseğe bakar, onu konuşur. 
Kazanan olmayı seçmiş kişi, tümseği nasıl aşacağını araştırır, yeni yollar arar, yardım alır ve ufukta belirlediği hedefine bakar. Tümseği aşma sürecinin ona öğrettiğini bilir.
Kazanan olmak istiyorsan, zorlukları yoldaki deneyimler, gelişim fırsatları olarak gör.
 
3) Bırakan kişi hep bahaneleri, zorlukları, engelleri konuşur.
Kazanan olmayı seçmiş kişi, hayallerini, onlar gerçekleştiğinde neler olacağını konuşur. 
Kazanan olmak istiyorsan, hayallerini konuş!
 
Kazanan yaklaşımı, şartlara bağlı değildir. Bu bir “karakter özelliği”dir. 
Yani bir “seçimdir”. 
Şartlar ne kadar zor ve olumsuz gibi görünse de, yine de “değişeceğini, değiştirebileceğini” ve “KAZANACAĞINI” düşünmektir.
 
Peki sen hangisi olmayı seçiyorsun?
Kazanan mı, Bırakan mı? Lütfen aşağıdan benimle paylaş.

Arkadaşlarının KAZANAN yaklaşımını içselleştirmelerine yardımcı olmak ister misin?
Bülteni paylaş ve onların da İstedikleri Hayatları Yaratmalarına yardımcı ol. Aşağıdaki sosyal medya paylaşım butonlarını kullanabilirsin.

xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil


Sen değişirsen dünyan değişir