Benzer benzeri çeker ama bir "şart"la! 🎁

"Ne verirsek onu alıyoruz"
Biraz iddialı bir cümle değil mi?
Eminim şu anda bana katılmadığın örnekler geliyordur aklına. Gelmeli de;)

The Secret (Sır) kitabını ilk okuduğumda ve çekim yasasının nasıl çalıştığını anlama dönemlerimde beni en çok arada bırakan şeylerden biriydi bu kalıp: "Benzer benzeri çeker".
Ben bir şey yapayım ki, karşımdaki de bana benzerini yapsın diye düşünüyordum:)
Mesela ilgi istiyorsam, "ben herkese ilgi gösterirsem, ilgi görmem gerekir öyle değil mi? :)" gibi bir düşünceye giriyordum. Ama sonrası:

"Ben sözümde durdum o niye durmuyor?
"Ben açık oluyorum, o niye yalan söylüyor?"
"Ben paraya o kadar değer vermeye de başladım, para niye gidiyor?"
"Ben ilgi göstersem, o da bana ilgi göstermeliydi hani?"
"Ben iletisim kuruyorum, o niye kurmuyor" gibi cümleler kurup, arada Evren'e kızıyordum.

"Benzer benzeri çeker / Ne verirsek onu alırız"
Evet çok doğru, ama eklemeye ihtiyaç var:
"Benzer frekans benzeri çeker" yani "Enerji olarak ne yayıyorsak o geri döner"!
Yani ben buram buram "bana yalan söylerler mi acaba?" diye düşünüp bu korkuyu yayıyorsam istediğim kadar her cümlem "doğru" olsun, yine  "yalan" karşıma çıkacaktır.

Sen "kim" olursan ona göre çekersin, "yaptıklarına" göre değil yani sen kendini değiştirmeden yaşayacakların da değişmez. Kişiler, durumlar değişse de aynı hisleri farklı şartlarda yaşamaya devam edersin.

Mesele dışarıda bir kahve içmeye kendine izin vermiyorsan, "bereketliyim, ben herşeye değerim" olumlama cümleleri neden yaramıyor diye Evren'e kızmak doğru mu sence? Çünkü sen "ben buna değmem" diye yayın yapıyorsan, hangisi baskın frekans ise o kazanacak;)

"Tanık olmak" yani hayatı yaşarken neler yaptığına, aklından neler geçtiğine ve ağzından çıkan cümlelere bakmak en büyük "farkındalık" adımı. Biraz derine inmeye izin vermek gerekli sadece.
Seçimlerinde, hareketlerinde arkadaki enerjine bak: "Sevginden mi yoksa korkundan mı o mesajı atıyorsun?" 

Hedeflerinden birini seçelim. Mesela "para" olsun:
Bir hafta boyunca gözlem yap:
-Para konusu geçtiğinde ne cümleler çıkıyor ağzından?
-Para harcarken nasıl hissediyorsun?
-Birikime para atarken nasıl hissediyorsun?

İstediğin şey "bereket" ise, dürüst ol kendine ne kadar "bereket" alanından yayın yapıyorsun?

Çevreni ya da kendini aksiyonlarla kandırmaya (iyi niyetli tabii ki ;) ) çalışsan da, Evren'i kandıramazsın:)

Bu hafta kendine tanık olmayı seç!
Bu hafta aldığın kararlar, attığın ya da atmadığın adımlara bakarken hangi histen, hangi frekanstan yayın yaptığına dikkat et: 
Korkun mu seni yönlendiriyor yoksa sevgin / heyecanın mı?

Düşüncelerini lütfen benimle aşağıdan paylaş.

Bu mesaja ihtiyacı olduğunu düşündüğün arkadaşlarınla bülteni aşağıdaki sosyal medya paylaşım butonları aracılığı ile paylaşıp onların da istedikleri hayatı yaratmalarına yardım edebilirsin:)
xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil


Sen değişirsen dünyan değişir

Koştuğumda değil, "olduğumda" isteğimle buluştum 🚩

IMG_8708.JPG

Hep koş koş koş.....
Hep yap yap yap.....
Hep kontrol etmeye çabala...
Hep zorla....

"İlişki istiyorummm!"
Diye arkadaşlarıma dert yandığım zamanlar...
-Birileri tanıştırsa?
-Ya çok çekmedi ama belki olur bununla?
-Nereye gitsem acaba hangi aktiviteye başlasam da sevgili adayımın olabileceği bir çevreye girsem?
........

Sakın beni yanlış anlama;
Tabii ki birisini tanımak için onunla buluşacaksın, tabii ki bir yerlerde bir şekilde o kişi ile tanışacaksın ama "adım atmakla", "Evren tarafından yönlendirilmiş adımı atmak" arasında fark var. Nasıl mı?

Şimdi Evren ile Birlikte Yaratımın temel işleyişini hatırlayalım mı?
1- Senin siparişi vermen
2- Evrenin senin siparişinle buluşacağın yolu hazırlaması
3- Enerjini isteğinle hizalaman
4- Senin "Evren Tarafından Yönlendirilmiş Adımları" atman

Bugün seninle özellikle 4. adım üzerine konuşmak istiyorum çünkü en çok gördüğüm 2 durum var:
1) Hiçbirşey yapmama: "Evren'den istedim gelecek" modu
-Belki Evren'in gösterdiği adım hoşuna gitmediği için
-Belki Evren'in gösterdiği adım beklediği adım olmadığı için
-Belki de sorumluluk almaktan korktuğu için
........

2) "Bir sürü şey yaptım ama hiçbir şey olmuyor" modu
Bu gruptakiler, evet anlıyorum beklemiyorlar, kontrolü ellerine alıyorlar da...

3. adım yerine getirilmediyse ne olacak?
İsteğinle aynı enerji frekansında olmadığın için belki bir sürü şey yapacaksın, bir sürü randevuya çıkacaksın fakat senin sevgili adayın farklı frekansta o yüzden maalesef buluşamıyorsunuz....

Peki, ya 4. adım?
Diyelim enerjini de oraya çıkardın, hizalısın isteğinle. Evren'in yönlendirmesini dikkate alarak ilerlemediğinde ne olacak;
-Herşeyi yaptım bu çekim yasası bende işlemiyor diye düşüneceksin
-Belki başka şeylerde çalışıyor ama konu istisna galiba diye şüpheye düşüneceksin
-Ya da koşmaktan yorulunca enerji düşecek, ve tam da aslında doğru adım geldiğinde onu göremeyecek noktada olacaksın çünkü isteğinle aynı frekansta olmamış olacaksın (3.adımda yaptıkların gittiiii.....)

Yogi Bhajan'ın çok sevdiğim bir sözü var: 
"Dua ettiğimizde biz Tanrı ile konuşuyoruz, meditasyon sırasında Tanrı bizimle konuşuyor"

Bu cümle ne zaman "Yaaa dur meditasyon yapmasam da şu şu şu aktiviteleri yapsaydım" vıdılamasını duyduğumda bana uyarı olur.
Ne zaman "Ya şimdi ben günlük bu egzersizlerimi yapıyorum da acaba daha da çok şunu şunu şunu mu yapsaydım" sorgulaması aklımdan geçtiğimde benim hatırlatıcım oluyor.
Bir sürü şey yapmaya ihtiyacım yok, doğru adımları atmam yeterli:)))
Ve sana bir sır vereyim;
bu çok daha eğlenceli:)))
Hem keyifli keyifli vakit geçiriyorum hem de isteklerimle buluşuyorum.

En son ne zaman durdun?
En son ne zaman deftere serbest yazım yaptın?
En son ne zaman Evren'in sana mesajlarını almak için programında boşluk yarattın?

Sevgili adaylarıyla nasıl buluşacağım üzerinde enerji harcamak yerine Evren'le ilişkimi geliştirip bana verdiği mesajları takip eden adımları atmaya başladığımda Koray hayatıma girdi. Koştuğumda değil, "olduğumda" isteğimle buluştum!

Bu hafta kendini ne zaman "zorlama / kontrol etmeye çabalama" enerjisinde yakalarsan dur ve kendine şu 2 soruyu sor:
"Şu anda isteğimle hizalı enerjide miyim?"
"Şu anda Evren tarafından yönlendirilmiş adımı mı atıyorum?"

Ve sana küçük bir tüyo;
Bu 2 sorunun cevabı da EVET ise, "huzurlu, bilen, rahat" bir enerjide hissediyorsun.

Düşüncelerini benimle aşağıdan paylaş.

Bu mesaja ihtiyacı olduğunu düşündüğün arkadaşlarınla bülteni aşağıdaki sosyal medya paylaşım butonları aracılığı ile paylaşıp onların da istedikleri hayatı yaratmalarına yardım edebilirsin:)
xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil


Sen değişirsen dünyan değişir

Kural: İhtiyaç duyma, senin olsun 🏆

IMG_8526.JPG

Bu hafta Evren ile birlikte yaratımın (Çekim Yasasının) en temel kurallarından birini hatırlayalım mı?
"Neyi yaşamak istiyorsan, ona ihtiyaç duymayan enerjide ol"

Evet can sıkıcı geliyor ilk başta değil mi düşüncesi?
"Paraya ihtiyaç duymasam niye isteyeyim ki?"
"İlişkiye ihtiyaç duymasam niye ruh eşimi arayayım ki?"
"Şu anda bu huzursuzluktan kurtulmaya ihtiyaç duymasam niye huzur peşinden koşayım ki?"
diye düşünüyor olabilirsin, ama maalesef kural bu ve sakın üzülme, yukarıda dediğin şartların içindeyken bile bakış açını ve enerjini değiştirerek istediğin hayatı yaratabilirsin!

Amerika'ya ilk taşındığımızda Miami'ye yerleşmiştik. Birçok bakımdan güzellikleri olsa da bir konuda beni çok zorluyordu: Arkadaşlık, kominite.
Çok şükür Koray ile çok iyi anlaşırız ama benim için arkadaşlık ve gruplar çok önemlidir.
Yaşayanlar, çalışanlar, kimse İngilizce konuşmuyordu!
Tarz zaten çok farklıydı:)) (İnsanların en büyük zevki parti, alkol, tekno müzik iken; biz ise canlı müzik, güzel sohbet, paylaşım arayışındaydık)
Bir arkadaşımla kahve içip sohbet etmeyi özlemiştim....
Yalnızlık hissi her hafta sonu olmaya başladığında bu işte bir terslik olduğunu fark ettim:)) Ve kuralı hatırladım: "Neyi yaşamak istiyorsan, ona ihtiyaç duyan enerjide olma"
Hmmm, yani yapmam gereken "arkadaşsız" iken, "arkadaşsız"ım diye ortalıkta dolaşmamak. Evet, evet çok kolay!!!
Fakat biliyordum; ben bu hissettiğim "yokluk" enerjisini değiştirmediğim sürece, aynı şeyi yaşamaya devam edecektim. Hatta hayatıma birilerini çeksem bile o ortamda yine "yalnız" hissetmeye devam edecektim.
Peki ne yaptım?

1- İhtiyaç enerjisinde olduğum noktaları fark ettim
İhtiyaç enerjisinde olmam demek Evren'e sürekli "bu hayatımda yok" diye yayın yapmam demekti. Radyo frekansını neye ayarlarsan onu duyarsın. Ben de gayet güzel güzel bu enerjiyi yaymaya devam ediyordum. 
Fark ettim ve seçim yaptım. Evren'cim gel bunu değiştirelim!

2- İsteğim ve o isteğim gerçekleştiğinde nasıl hissedeceğim konusunda netleştim
Nasıl bir arkadaş/arkadaşlar istiyorum? O zaman nasıl hissedeceğim? Nasıl bir Sevil olacağım?

3- Bu hisleri şu anda hayatımda nasıl var edebilirim?
Türkiye'deki arkadaşlarımla daha sık görüşmeye, uzun video chat sohbetleri ayarlamaya başladım. Hatta New York'ta yaşayan arkadaşımla her hafta 2-3 saat kahvelerimizi ayarlayıp ekran karşısına geçip konuşmaya başladık.

4- Şu anda sahip olduklarımla çok mutlu olmak
İsteklerimizin olması ve kendimizi yeni deneyimlere açmak istememiz çok doğal. Hatta büyümemiz için en olması gereken şey fakat bu noktada eğer sen de biraz benim gibiysen bazen isteğin için uğraşırken "o olana kadar mutlu olamam, eğlenemem ki" frekansına giriyor olabilirsin. Çok sıkışık ve tamamen akışa ters giden o alandayken herşey daha zor ilerliyor ya da ilerleyemiyor:)
Hayatımdaki güzel olan şeyleri hatırlamaya başladım. Daha çok şükrettim. Koray'a, onun arkadaşlığına, Facebook'a, onun sayesinde Dünya'nın her yerinden edindiğim arkadaşlarıma, işime... Hatta Şükür Maratonu tam da böyle bir ruh halindeyken kurduğum ilk Facebook Grubum:) Hem grup enerjisini hissetmek hem de kendimi de düzenli şükretmeye zorlamak istedim.

Bu 3 adımın sonunda çok hızlı şekilde; Miami'deki enerjimiz değişti, ne tesadüf ki (!!!) Boston'dan arkadaşlarımız ziyarete geldi, Florida'nın başka şehirlerine seyahatlerimizde orada arkadaş edindim, hatta Türkiye'den bile bizi ziyarete gelen arkadaşımız oldu:)
Birkaç ay sonra New York'a taşındık. Burada zaten arkadaşlarım vardı ama yepyenileri de hayatıma girdi. Hatta en büyük hayallerimden biri eşlerle beraber tatile gidecek seviyede bir yakınlık bulmaktı.
Ve bu bülteni sana şu anda arkadaşlarımızla geldiğimiz Pocano Gölü'ndeki haftasonu tatilimizden yazıyorum.

Herşeyi unutsan bile birşeyi kendine hatırlat; "şu andaki enerjin neyse onu hayatına gelecekte de olması için davet ediyorsun"
Peki sen bugün nasıl bir enerjidesin? Eğlenceli, rahat, huzurlu, sevgi dolu yani akışta ve isteklerine doğru giden bir enerjide misin yoksa sıkışmış, stresli, endişeli, bunalmış bir enerjide mi? 2. deysen, bunu değiştirmek için aşağıdaki adımları kullan ve lütfen benimle düşüncelerini paylaşmayı unutma.
1- İhtiyaç enerjisinde olduğun noktaları fark et
2- İsteğin ve o isteğin gerçekleştiğinde nasıl hissedeceğin konusunda netleş

3- Bu hisleri şu anda hayatında nasıl var edebileceğini belirle
4- Şu anda sahip olduklarınla çok mutlu olmak

Düşüncelerini benimle aşağıdan paylaş.

Bu mesaja ihtiyacı olduğunu düşündüğün arkadaşlarınla bülteni aşağıdaki sosyal medya paylaşım butonları aracılığı ile paylaşıp onların da istedikleri hayatı yaratmalarına yardım edebilirsin:)
xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil


Sen değişirsen dünyan değişir

Son 10 Video Bültene aşağıdan ulaşabilirsiniz. Keyifli izlemeler;)

Geçmiş Bütün Bültenlerin Arşivine aşağıdan ulaşabilirsiniz. Keyifli izlemeler!

Şanslı olunur mu, şanslı doğulur mu? 🍀

IMG_8003.JPG

Sana bir itirafım var: Ben çoook şanslıyımmm! :)

Sana bir de haberim var: SEN DE ÇOK ŞANSLISIN! :))

Belki daha önce sen de inanmıştın buna ve o yüzden "Tabii ki şanslıyım" diyorsun ya da "Hadi oradan Sevil şanslı olsam bunlar bunlar böyle mi olurdu" diye aklından geçiyor. Benimle kal, sana şimdi detaylı olarak neden şanslı olduğunu açıklayacağım; çünkü şanslı olmak bir seçim.

Bazısı "şanslı" olduğuna inanarak büyüyor; belki "Aaa senin burcun şanslı burç şekerim" diye duyduğu bir cümleden (komik di mi?), belki de "Sen çok şanslı bir çocuksun" diye arkadaşının söylediklerinden (teşekkür etmeli bu arkadaşa) etkileniyor ve bunu kendi doğrusu yapmaya başlıyor. "Ben şanslıyım". O buna inandıkça, daha cesur kararlar alıyor hayatta, önüne bir engel geldiğinde de "Hmm demek ki daha güzeli gelecek" diyerek devam ediyor, bırakmıyor. Ve o hayata şansını görmek için baktıkça şans onunla oluyor. Şans onunla oldukça "Ben şanslıyım" düşüncesi inanç haline geliyor ve hayat bize yaydığımız frekansları getirdiğine göre bu güzel hikaye aynen devam ediyor.
Peki başlangıç noktamız neydi?
Bu seçimi yapması ve "Ben şanslıyım" diye gezinmeye başlaması.

Yıllar önce alışverişlerimde X bankasının kredi kartını kullanmayı tercih ederdim (kısaca X diyelim:) ) . Başka kredi kartlarım olmasına rağmen X'in çekilişle hediye verdiğini bildiğim için alışverişlerimde "Ben X'i kullanıcam, bana oradan ödül çıkacak biliyorum" derdim:))
Bana ödül çıkacağına inandığım için her ay duyurularını takip ederdim. Bir gün duyurularda en yakın arkadaşımın adını gördüm!!! Uçak Bileti çıkmıştı ona. Hemen müjdeyi verdim:))) Ama içimdeki ses tabii biraz vıdıladı "Bakkk sana çıkmadı, ona çıktı". Şanslı olduğuma inanmayı seçtiğim için hemen enerjimi değiştirdim ve kendime şunu söyledim; "Baksana ne kadar yakınıma çıktı, demek ki yolda, benim hediyem de geliyor".
Bu arada ben yine kart kullandığım alışverişlerimde hep X'i seçmeye devam ettim. Ve 2 ay sonra...
Aynı arkadaşım beni aradı:)
"Tebrik ederim, Televizyon kazanmışsın!!!"
:))) Bu sefer o bana müjdeyi vermişti.
Ne yapalım, ikimiz de Çook şanslıydık :)))
..........

Gelin şimdi biraz bilimselleşelim:
1993 yılında Dünyanın en ünlü deneysel psikologlarından Profesör Richard Wiseman "Şanslı ve Şanssız olmak" konusunu araştırmaya karar veriyor.
Bunun için bir gazeteye verdiği ilanda "kendini şanslı ya da şanssız olarak gören" kişilerin kendisi ile iletişime geçmesini istiyor. 
-Çeşitli yaş aralığında kadın ve erkek (400 kişi) bu araştırmaya katılıyor.
-Birebir görüşmeler, günlük tutmalar, karakter testleri, zeka testleri gibi bir çok aktivetenin sonunda 10 yıllık bilimsel araştırma gösteriyor ki;
kimse şanslı ya da şanssız doğmuyor, "kişilerin düşünceleri ve davranışları" şanslı ya da şanssız hayatlarının sebebi.
Yani şimdiye kadar şanssız olduğunu düşündüysen, şimdi bir seçim yapıp şanslı olan tarafa geçebilirsin:) 
Ya da şanslı olduğuna inandıysan bu şans faktörünü daha da arttırabilirsin;)

Araştırmaya göre "kendini şanslı" olarak tanımlayan grubun 4 ortak alışkanlığı var: 

1- Şanslı insanlar "Fırsatları Daha İyi Görüyor"
Araştırma sırasında Wiseman, kendini şanslı olarak tanımlayan ve şanssız olarak tanımlayan kişilere bir gazete sayfası veriyor ve onlardan kaç paragraf olduğunu saymalarını istiyor. Şanssız olanlar (yani kendilerinin şanssız olduğunu düşünenler) tek tek saymaya başlayıp ortalama 2 dakikada bitirirken, şanslı olanlar bu işte bir püf noktası olacağını düşünüp dikkatli bakıyor ve gazetenin içindeki "Saymayı bırak, bu gazetede 43 paragraf var" yazısını görüyor:)) 

2- Şanslı insanlar "Sezgilerini Dinliyor"
Yine araştırmanın gösterdiğine göre şanslı insanlar daha çok anda kalıp daha çok iç seslerini dinliyor ve bu sayede çok daha doğru karar veriyorlar. Wiseman bunu "anda kalmanın faydaları" olarak tanımlıyor. Şanslı insanlar bilinçli olarak sezgilerini dinleme yetenekleri arttırmak üzerine daha çok çalışıyorlar. Nasıl mı? Tabii ki meditasyon gibi aktivitelerle;) 

3- Şanslı insanlar "Şanslı Bir Gelecek Bekliyor"
Şaşırmadın değil mi?
Evet şanslı insanlar çok daha optimistler ve bu pozitif yaklaşım onların daha kararlı olmalarını sağlıyor. Pozitif yaklaşımları sebebiyle hem başkaları ile iletişimleri çok daha iyi ilerliyor hem de zorluklarla karşılaştıklarında çok daha kararlı ilerliyorlar. Ne de olsa güzel şeylerle karşılaşmayı bekliyorlar;) 

4- Şanslı insanlar "Kötü Durumların İçindeki İyiyi Görüyor"
Wiseman yine araştırması sırasında "şanslı" olduğunu söyleyen kişilerin dışarıdaki faktörlere göre enerjilerinin sürekli değişmediğini söylüyor. Böylece karalar bağlayıp üzülüp daha çok olumsuzluğu hayata davet etmek yerine, durumun kontrolünü ele alıyorlar ve hayatın önlerine getirdiği sorunlarla çok daha iyi başa çıkıyorlar.

İlk başta sorduğum soruya gelirsek; şanslı olunur mu şanslı doğulur mu? 
İkisi de EVET! 
EVET hepimiz şanslı insan olma özelliği ile doğuyoruz!
EVET hepimiz şu anda "ŞANSLI OLMAYI SEÇİP ÖĞRENEBİLİRİZ"!

Seçiyor musun şanslı olmayı? Ya da daha önceden seçmiş miydin? Kendine önceden şanslı dediysen yukarıdaki özelliklerin hangilerini kendinde görüyorsun? Bugün "şanslı" olmaya karar verdiysen, yukarıdaki alışkanlıkların hangilerini hayatına dahil ederek başlıyorsun? Düşüncelerini lütfen benimle buradan paylaş.

Bu mesaja ihtiyacı olduğunu düşündüğün arkadaşlarınla bülteni aşağıdaki sosyal medya paylaşım butonları aracılığı ile paylaşıp onların da ŞANSLI olmalarına yardım edebilirsin:)

xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil

Sen değişirsen dünyan değişir

xoxo
 

Canlı Yayınlar, Soru-Cevaplar ve çok daha fazlası için seni de bekliyoruz! 
Yaratım Kulübü