Aşk enerjini düşünüyorsan, evinde bunlara dikkat et! 💔

IMG_9755.JPG

Geçen hafta evdeki enerjimizin para ile ilişkimizi nasıl etkilediğini konuşmuştuk. (Feng Shui ile bereket enerjine akupunktur yap)

Bu hafta evdeki hangi yanlışların AŞK enerjine zarar verdiğini ve AŞK ı hayatına davet etmek istiyorsan, neler yapman gerektiğini konuşalım:

1- Yatak odasındaki resimler, biblolar; tek enerjisi mi yayıyor çift enerjisi mi? Tek kendi resimlerin mi var ortalıkta, yalnız kadın tabloları? Eğer yatak odana foto koymak istiyorsan, ya da biblo / heykel, çift enerjisi yaydığından emin ol. İlişki yaratımı üzerine çalıştığım zaman bunu öğrendiğimde hemen yalnız fotolarımı ortadan kaldırıp, vizyon olarak gerçekleşmesini istediğim bana güzel enerji veren çift fotoları koymuştum;) (Tüyo: Sevdiğin romantik filmdeki çiftin resmini google'dan bulup koyabilirsin;))

2- Bu maddeyi uygulamak benim için de zor olsa da, uygulayabildiğimdeki farkı çok net hissediyorum: Yatak odasına elektronik aletleri getirme. Yatak odasında TV kesinlikle yasak:) Ama sadece TV değil, cep telefonu, bilgisayar, IPAD gibi elektronikler de yatak odasının enerjisi için iyi değil. Telefonun alarmı ile uyanıyor olabilirsin anlıyorum; o zaman ekranın ışığını minimumda tutup, sesi kapatıp, yatmadan önce/sabah ilk iş telefona bakmayarak zararı minimuma indirebilirsin;)

3- Yatak odasındaki çift enerjisini sadece resimler için düşünme. Yatağının yanında tek bir komodin olmasın. İki komodin, iki ışık... Yani ne olursa olsun, yatak odasında tek enerjisinden uzak dur. Çünkü sen dilinde "birini" hayatına davet ettiğini söylerken, enerjin "ben tek başıma rahatım, başkasına yer yok" enerjisi yaymasın;)

4- Yatak odasında yatağın çift görünmesine neden olan aynalardan uzak dur. Yani yatak odanda ayna varsa da yatağa bakmasın! Eğer böyle bir ayna varsa onu mutlaka kapat. Maalesef bir çok kıyafet dolabı yatak odasında yer alıyor ve üzerlerindeki aynalar yatağa dönük durumda olduğunda "çift yatak" enerjisi veriyor. Bu da 3. kişiler, aldatma enerjisi ya da ilişkiye müdahale olması için başkalarının enerjilerini davet etme enerjisi yayıyor (aile üyeleri gibi).

5- Yatağın odanın bir tarafındaki duvara tamamen yapışık durumda olması da yine uzak durmak isteyeceğimiz bir durum. Bir düşün, yatağa sadece bir taraftan giriş yapılmasını destekleyen enerji ne anlama geliyor; "tek kişiye yer var".

6- Yatak odasını havalandırman ve eğer çok ışık oluyorsa perde ile gün içinde kapalı tutman odanın yin enerjisi açısından faydalı. Çok fazla ışık, yang yani eril enerjiyi aktive edecektir. Bu da uykusuzluk ve dinlenememeye neden olur. Yatak odalarının yin enerjisinde yani "anda kalma, iyileşme, şefkat" enerjinde olmasını isteriz. 

7- Ve tabiki yatak odasının düzenli olması, enerjinin rahatlıkla akabilmesi olmazsa olmaz. Yatak odasında kullanacağın renklerin daha pastel tonlarında olmasını tercih et. Yin enerjisi için çok aktif uyarıcı renkleri tercih etme, yoksa sürekli bir huzursuzluk ve rahatlayamama durumunda kendini bulabilirsin. Bunun da tabiki bir istisnası var;) Eğer ilişkinde tutkunun bittiğini, azaldığını hissediyorsan, dengeli olacak şekilde kırmızı rengi yatak odanda kullanabilirsin.
 
BONUS: En sık giydiğin renk ne?
Üstüne siyah renk giyme. 30 gün boyunca bunu test et:) Pantolonda siyah rengi tercih edebilirsin fakat kalbinin / kalp çakranın üzerine siyah renk giyme; pembe, yeşil, kırmızı, beyaz, mavi tonlarındaki bluz ve gömlekleri tercih et. Kalp çakranı kapatmadığını, sevgi / aşk enerjisini kapatmadığını hem kendine hem Evren'e göster;) 

Ne düşünüyorsun? Evinde, yatak odanda farkında olmadığın AŞK enerjisini iten şeyler var mıymış? Bunlarla ilgili ne yapacaksın?

Düşüncelerini lütfen benimle aşağıdan paylaş.


xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil

Sen değişirsen dünyan değişir

 

Bu yazının daha çok kişiye ulaşmasını sen de ister misin?
Aşağıdaki sosyal medya butonlarını kullanarak paylaşabilirsin.
Canlı Yayınlar, Soru-Cevaplar ve çok daha fazlası için seni de bekliyoruz! 
Yaratım Kulübü

Feng Shui ile bereket enerjine akupunktur yap

Hiç başına geldi mi; ilk defa bir eve girersin ve girdiğin anda enerjinin değiştiğini yükseldiğini içinin ferahladığını hissedersin? Ya da tam tersi; sanki göğsünün üstüne birşey oturmuş gibi için daralır, nefes almakta zorlanırsın.

Enerjini yükseltmek üzere çalışıyorsun, çevrendekilerin negatif enerjilerinden kendini nasıl koruyacağını öğreniyorsun. Peki ya evinin enerjisi? Enerji her yerde ve her an bizi etkilemeye devam ediyor. 

Parayı, bir insan gibi düşün, ortamın enerjisine göre oraya daha çok gelmek isteyen, oraya gelmeyen ya da oradan gitmek için acele eden. Bu hafta bunu konuşalım istiyorum seninle. Evinde neleri değiştirerek parayı ve fırsatları çağırabilir, senden akıp gitmesini önleyebilirsin.

1- Para dediğimde aklına "su" gelsin;) Evdeki bozuk aletler enerji akışına engel oluyorlar, hele bir de bu bozuk olan şey musluk ise amannn dikkat! Su bizi iyileştirir, temizler, yeniler. Eğer buralarda sorun yaşıyorsan, finansal sorunlara davetiye gönderiyorsun.

2- Ev kapısından hemen girdiğinde bir ayna karşılıyorsa aman dikkat! Ayna yansıtır. Yani gelen fırsatları, müşterileri, parayı geri çeviriyorsun. Bunu yapmak istemezsin değil mi?

3- Yine ev kapısından girişte çok yoğun eşya olmamasına dikkat et. Gelen enerjinin rahat akmasını istiyorsun öyle değil mi? Eve girişte sen rahat giremiyorsan, para nasıl girebilsin?

4- Tıkalı lavabo, bozuk tuvalet de yine para enerjisi ile ilgili blokaj, kaos ve stres yaratıyor. Belki odağın orada değil diye düşünüyorsun ama her gördüğünde veya oradan geçtiğinde enerjini alıyor; yani paranı.

5- Klozet kapağını, Banyo ve tuvaletin kapısını sürekli kapalı tut. Banyolar ve tuvaletler evdeki en fazla su enerjisinin akıp gittiği yerdir. Tabiki suyun bizi temizlemesini, istenmeyen enerjileri alıp götürmesini istiyoruz fakat kullanmadığımız anlarda o kapıların açık olması havuzu temizleyip yeni su ile doldururken bir yandan gideri kapatmamamız gibi bir etki yaratıyor. 

6- Evdeki canlı çiçeklerimizin bakımlı olması, iyi durumda olması yine "yenilik, doğuş" enerjileri için çok önemli. Evdeki çiçeklerinin bakımına özen göster, eğer ev canlı çiçekler için çok uygun şartlarda değilse güzel yapay çiçeklerle de evini dekore edebilirsin.

7- Ve tabiki evin derli toplu olması ve eşya fazlalığı ile enerji akışına engel olmamasına dikkat. Önce "sana sadece iyi enerji verenleri" tutmak, sonra da evi düzenlemek. Burada sana iyi enerji verenler noktasının altını çizmek istiyorum. Birçok kişi eşya atarken "ihtiyacım var mı?" diye sorar. Sonra da "ileride birgün belki de ihtiyaç duyarsam" diye düşünerek saklamayı seçer. (İnsanoğlu elinde olan birşeyi kaybediyor hissini hiç sevmez) İhtiyaç olma mantığıyla bakarsak 100 şeyden sadece 10 unu atabiliyoruz. Ama soruyu sadece sana iyi enerji verenleri saklamak olarak sorduğunda, bu uygulamayı ilk defa yaptığında 100 şeyden 80 ini atabiliyorsun! Evet, o kadar fazla! (Yaptım, biliyorum:) )  Ama bir düşün, eğer o şey sana iyi enerji vermiyorsa tutmanın egonun oyunu olması dışında ne gibi bir sebebi olabilir ki? Sen sadece sana iyi enerji veren şeylerle kendini çevrelediğinde, evin senin enerjini yükselten, seni temizleyen tapınağın oluyor.

Ne düşünüyorsun? Evindeki farkında olmadığın enerji kaçaklarını buldun mu? Hangi noktalara akupunktur yapıp enerjiyi açacaksın? Düşüncelerini lütfen benimle aşağıdan paylaş.

IMG_0413.JPG

Sorunları 3 işlemle (✖➕➖) çözelim 💪

IMG_6392.JPG

Karmaşık bir problemi nasıl çözersin? Bir sürü değişkeni olan, baktığında net göremediğin, nereden başlaman gerektiğini çıkaramadığın...
-Önce onu basitleştirirsin öyle değil mi?

Peki hayatımızdaki problemlere neden öyle yaklaşmayalım?:)
Ne zaman işin içinden çıkamayacakmış gibi hissetsem, kendime bunu hatırlatırım: "Back to basics Sevil": "Temel bildiklerine geri dön, Sevil"

Şu anda değiştirmek istediğin ama işin içinden çıkamadığını düşündüğün konu ne?
Gel beraber önce onu basitleştirelim;)

x: Çoğaltacaklarım
Bu konudaki en sevdiğin şeyleri, sana en iyi gelenleri, sana en iyi sonuç verenleri, hayatında daha sonra da devam etmesini istediklerini bu başlık altında topla; onların daha da artması için odağını ve enerjini oraya vermeye devam et. 

+: Ekleyeceklerim
Bu konuda birşeylerin değişmesi için, hayatına neleri dahil etmeye ihtiyacın var? 
Einstein'ın söylediği gibi, "Aynı şeyleri yapmaya devam edip, farklı sonuçlar beklemek deliliktir". Hayatının değişmesi için, bazı değişiklikler eklemek zorunda olduğun kesin. Neleri eklemeye ihtiyacın var? Hangi konularda kendini geliştirmelisin? Neleri öğrenmelisin? Bu başlığın altında toparla.

-: Çıkartacaklarım
Peki neler seni eskiye bağlayan, bir türlü ileriye gitmene engel olan zincirlerin
Bunlara bağlı olduğun sürece limana bağlı bir tekne gibi olman gereken yer olan denizde değilsin. Yola çıksan bile bir yere kadar ilerleyebiliyorsun.
Kendi kendini zincirlemekten sen de yorulmadın mı?

Bu hafta; "hayatımıza basit bir 3 işlem başlığından bakalım; çoğaltacaklarımız, ekleyeceklerimiz, çıkartacaklarımız" .
3 başlığı yaz önce ve altlarını doldurmaya başla. Ve şimdi (yarın değil, öbür hafta değil:)" her bir gruptan birer tane yazdığın maddeyi seç ve bu hafta onlarla ilgili adım at. 

"Hayatında neyi çoğaltmaya, hayatına neyi eklemeye ve hayatından neyi çıkartmaya" karar verdin? Lütfen benimle aşağıdan paylaş!
xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil
Sen değişirsen dünyan değişir

Bu bültenin daha çok kişiye ulaşmasını sen de ister misin?
Aşağıdaki sosyal medya butonlarını kullanabilirsin.
Canlı Yayınlar, Soru-Cevaplar ve çok daha fazlası için seni de bekliyoruz! 
Yaratım Kulübü

Çekim Yasasının açma-kapama tuşu ...

IMG_0530.JPG

"Ben yaratamıyorum :((("

O kadar çok duyuyorum ki bu cümleyi. Hayalleri, istekleri var; ayaklarını yerden kesen bir ilişki, kararlarını sınırlandırmak zorunda kalmayacağı kadar bolluk ve bereket, her gün yataktan onu heyecanla kaldıracak bir iş ya da hayatın tadını daha fazla çıkartmasını sağlayacak deneyimler...
"Ama yaratamıyorum :("

Gel önce bir konuda anlaşalım:
Çekim Yasasının açma-kapama tuşu yok!
Yani, bazı zamanlar yaratıyorsun, bazı zamanlar yaratmıyorsun diye bir durum yok.
Nasıl ki Dünya hep dönüyor, biz bunun farkında olsak da olmasak da; biz bunun üzerine konuşsak da konuşmasak da; biz bunun nasıl olduğuna ve bizi nasıl etkilediğine kafa yorsak da yormasak da, işteçekim yasası da her an her saniye işlemeye devam ediyor, sen şu anda bu satırları okurken olduğu gibi.

İsteklerin şu anda yoksa hayatında; bu sen yaratamadığın için, ya da çekim yasası senin için çalışmadığı için değil; enerjin ağırlıklı olarak "isteklerinin gerçekleşmesinde" olmayıp "isteklerinin gerçekleşmemesinde ya da başka düşüncelerde" olduğu için.

Kocaman bir bahçe düşün, ortasında hiç durmadan su akıtan bir hortum olan. Sınırsız, sürekli akıyor. 
Bahçede bir sürü farklı çiçek var, farklı bölgelerde farklı çiçekler: Doğuda güller, batıda papatyalar, kuzeyde yaban otları, güneyde karanfiller. Bahçıvan hortumu nereye yönlendirirse oradaki çiçekler beslenecek. Bu bahçeye baktığında diğer 3 yerdeki çiçeklerin gayet güzel açtıklarını ama bir taraftakilerin kuruduğunu görürsen, ne dersin? "Bahçıvan bu işi beceremiyor" mu yoksa "Bahçıvan bu 3 tarafla ilgilenmiş, bu tarafa ise bakmamış" mı? 

Sen de aynı bahçıvan gibi, her an her saniye ya isteklerinin "gerçekleşme durumunu" besliyorsun, ya da "gerçekleşmeme durumunu".
Sen;
-"Ya olmazsa"
-"Olmayacak galiba bu"
-"Yok ben bunu yapamıyorum"
-"Zaten eskiden de hep böyleydi, yine böyle olacak galiba"
-"Bir çözümü yok, yine aynı şeyler yaşanacak"
gibi cümleleri aklından geçirdikçe, bunlar çekim yasası tarafından duyuluyor ve sana iletilecekler arasına giriyor. Yani bahçeyi sulamaya devam ediyorsun. Her an yaratmaya devam ediyorsun;
-Ya isteklerini,
-Ya da istemediklerini

Farkındalık

Farkındalık işte bu yüzden çok önemli. Anda kalman, düşüncelerinin, enerjinin nerede olduğunu fark etmen işte bu yüzden çok önemli. Her an her saniye yaratmaya devam ederken, "isteklerini yaratmak" üzerine enerjini kullanman işte bu yüzden çok önemli.

Birkaç gün önce, kendimi "Ya bu olmazsa" diye düşünürken buldum. Ben neyi beslersem o gerçek olacak!!! Hemen odağımı değiştirdim; yaban otlarını değil, gülleri beslemeye başladım:) Ve tabiki Evren de hemen değişen enerjimle hizalı şeyleri bana getirmeye başladı.

Kendi üzerinde çalışıyorsun ya da çalışmak istiyorsun... Eğer düşüncelerin, eğer enerjin, eğer yaptıkların isteklerinde değilse, onları beslemezse; diğer beslediğin şeyleri hayatına davet etmeye devam ediyorsun demektir.

Bu haftaki konumuz bu; "düşüncelerimizin, enerjimizin nerede olduğunu" fark etmek. Al kağıdı kalemi ve serbest yazım yap. Aklından neler geçiyordu az önce, şu anda. Sonra da yazdıklarını oku. "İsteklerinin gerçekleşmesini mi besliyormuşsun yoksa gerçekleşmemesini mi?" Ve bugün ne olursa olsun "isteklerinin gerçekleşmesine" odağını çevirecek birşey yap;) Çünkü her an her saniye yaratmaya devam ediyorsun!

Neler fark ettin, neler düşünüyorsun, bugün neler düşünmeyi, neler yapmayı seçiyorsun lütfen benimle aşağıdan paylaş!
xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil

Sen değişirsen dünyan değişir

 

Bu bültenin daha çok kişiye ulaşmasını sen de ister misin?
Aşağıdaki sosyal medya butonlarını kullanabilirsin.
Canlı Yayınlar, Soru-Cevaplar ve çok daha fazlası için seni de bekliyoruz! 
Yaratım Kulübü

Ya bahanen vardır, ya hedefin 🏆

IMG_5364.JPG

"Sevil ne güzel hep pozitifmişsin küçüklüğünden beri"

Bu cümleyi duyduktan sonra biraz düşündüm... Gerçekten öyle miydim?
Ben 11 yaşımdayken iflas yaşamış, herşeyimizi kaybedip Ankara'dan Denizli'ye taşınmıştık. Orta1'in yarısında sınıf, okul, şehir değiştirmiştim. 5.5 yıl Denizli'de yaşayıp, İstanbul'a İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği'ni kazanıp gelmiştim. Burslarla okumuş, üniversitenin son sınıfındayken çalışmış, mezun olduktan sonra hiç çalışmam dediğim alanda sigorta sektöründe çalışmaya başlamıştım. Yürümeyen ilişkiler, tam maddi olarak birşeyler düzene girdi derken yaşanan hayal kırıklıkları ve inişler çıkışlar... 
Gerçekten hep pozitif miydim?
HAYIR!
Çok iyi hatırlıyorum... İçimde sanki 2 ayrı karakteri barındırıyormuş gibi hissediyordum. Haftanın 4 günü neşeli eğlenceliysem, 3 günü Dünyanın sonu gelmiş gibi bir ruh halindeydim.
Fakat o zorlukların içerisindeyken de hep ne istediysem, neyi kafaya koyduysam, gerçekleşti, gerçekleştirdim! Neyim vardı bilmem ama bildiğim şey ASLA BAHANELERİMİN olmadığıydı. 
-Ama maddi durumum yok,
-Ama fizik dersini anlamıyorum,
-Ama ailem İstanbul'a gitmemi istemiyor....

Arkadaşlarım bana hayallerinden bahsederken ardından "ama" ile başlayan cümlelere geçtiklerinde, ben "o hayallerin nasıl GERÇEK" olabileceğini görürdüm, bahaneleri duymaz, onlar için de o bahaneleri tek tek yıkardım. 

Ve bu özelliğim yıllar geçtikçe daha da ilerledi. Şimdi de bana isteklerden bahsettiğinde, tek gördüğüm onu başarmış halin ve bunu nasıl yapacağın! Çünkü bildiğim birşey var, eğer onu başaramayacak olsaydın, onu düşünemezdin. Yeterki o zihnindeki BAHANELERİ fark et ve dönüştürmek için sana düşenleri yap.

YA BAHANEN VARDIR YA DA HEDEFİN

Üzgünüm ama hem hedeflerin olduğunu söyleyip, hem bahanelerin olduğu sürece; o hedefler gerçek bir hedef değildir, "temenni"dir.

Sen o isteği, "gerçekleşecek hedef" diye önüne koyup, yoluna çıkacak her zorluğa "aşılması gereken bir aşama" diye bakmadığın sürece, BAHANELERİN yani Ego amacına ulaşacak. 

Bu hafta bu konuya odaklanmanı istiyorum senden. Farkında ol, ağzından çıkan "ama"ların, "bahanelerin"... Ve her birini not alıp, onları "aşama" olarak görmeye başla. Bu adım seni otoparkta beklemek yerine tekrar hedefine doğru yola çıkaracak.


Neler fark ettin, neler düşünüyorsun, nelere farklı bakmayı seçiyorsun lütfen benimle aşağıdan paylaş!

BAHANELERİN DEĞİL, HEDEFLERİN OLSUN
xoxo

Sevgilerimle,
Sat Nam,
Sevil

Sen değişirsen dünyan değişir

 

Bu bültenin daha çok kişiye ulaşmasını sen de ister misin?
Aşağıdaki sosyal medya butonlarını kullanabilirsin.
Canlı Yayınlar, Soru-Cevaplar ve çok daha fazlası için seni de bekliyoruz!
Yaratım Kulübü